web site banner.jpg

Vaazlar

OLAĞAN DEVRE - 26. Pazar Günü – C

ilk Okuma Amos 6,1.4-7 Mezmur 145 İkinci Okuma 1Tim. 6,11-16 İncil Luka 16,19-31

 

Sevgili kardeşler;

 

Bu Pazar, Sözü aracılığıyla Tanrı bize ne söylemek istiyor?

İki şey: refah ve zenginlikte bir tehlike vardır, acı çekmede kurtuluş için bir fırsat vardır.

 

İlk yönüne bakalım: Zenginlik riski.

 

İncil bize çok zengin bir adam sunuyor. Kendisi sadece imparator tarafından kullanılan çok değerli kumaşlar giyiyordu. Her gün büyük ziyafetler veriyordu. İncil’in Latince tercümesinde bu adam “tok olsa bile yiyen” olarak tanımlanır.

 

Zengin adam, kapısında aç bir adamın yattığının farkında değildir.

Sadece köpekler Lazar’ı fark eder ve yaralarını yalar.

 

Bu, refah içinde olma riskidir: Çünkü hissizleşiriz. Duyularımız körelir. Çevremizdeki başkalarını ve durumları görmeyiz. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi dinleyemeyiz. Ellerimiz ve ayaklarımız artık başkalarına yardım etmek için kullanılmaz.

 

Kolay hayat bencilliği arttırır. Biz sadece kendimizi düşünür ve kendimize bakarız. Zevk ve kişisel duyular, eylemlerimizin kılavuzları haline gelir.

Hepimiz bu aynı riski taşımaktayız!

 

Psikologlar özellikle yeni nesillerin bu zorlukları yaşadığını savunuyorlar. Sosyal medya her gün binlerce görüntü ve kelime ile zihnimizi bombalayarak kişinin kişisel bir fikir oluşturmasını engelliyor. Bireysel bilinç köreliyor. Bizler artık vicdanın sesini duyamazsak, her türlü zararı kolayca verebiliriz. Artık seçim yapamayız ve kötülükte bile çoğunluğun peşinden gideriz.

 

Zengin adam, cehennem azabı içindeyken, zavallı Lazar’ı fark etti.

Acı, zenginin gözlerini açtı. Ne yazık ki geç kalınmıştır, çünkü ölüm her kurtuluş fırsatını engellemektedir.

 

Lazar’ın çektiği acılar, zengin adam için her gün bir fırsattı, ama o bunu göremedi.

 

Ailede veya işyerindeki herhangi bir yoksunluk, hastalık, aşağılanma olayı rutinimizi bozar. Bizi eylemlerimiz üzerinde düşünmeye zorlar. Vicdanı uyandırır. Bu anlamda acı, kurtuluş için bir fırsat haline gelir.

 

Eğer zengin adam kapısından dışarı baksaydı, Lazar’ı görürdü. Sofrasından bir tabak yemek alıp ona verebilirdi. Böylece bir paydaşlığa sahip olurdu. Sahip olduğu büyük zenginliği düşünür, bunun için Tanrı’ya şükrederdi. Bu sayede iman ederdi.

 

Bu sayede zengin adam Tanrı’nın onu kurtarmasını sağlardı.

p. Ugo