web site banner.jpg

Vaazlar

OLAĞAN DEVRE 17. Pazar Günü  (B)

İlk Okuma 2Kr 4,42-44 Mezmur 144/145 İkinci Okuma Efeslilere 4,1-6 İncil Yuhanna 6,1-15

Sevgili Kardeşler,

 

Beslemek, susuzluğu gidermek, ruhu ve vücudu doyurmak, İyi Tanrı'nın başlangıçtan beri kişisel olarak sağladığı görevdir. O, sonsuz bilgelikle insanı kendi suretinde yarattı, doğanın nimetlerini insana verdi. Ona yaşam alanını ve hayatını idame ettirmesi için ihtiyacı olan her şeyi verdi. Tanrı, yaratıcı eyleminde, yarattığı varlığı, tamamen doğal refahın kaynağı olan sevgi bağıyla kendine bağladı.

İlk günahtan sonra her şey insan için karmaşık ve zor hale geldi. Allah, Ruhu ile dünyaya can üflemekten vazgeçmemekle birlikte, insana "Ekmeğini alın teriyle kazanacaksın" ve "Toprak sana diken ve çalı verecek" dedi. Nihayetinde ise insanın veya bütün bir halkın susuzluğunu ve açlığını gidermek için kurtuluş tarihinde birçok olağanüstü müdahale yapması gerekti. Seçilmiş halkın çölde yol alırken yaşadıklarını hatırlamak yeterlidir.

Açlık ve susuzluk bugün de milyonlarca insan için en acil ve ciddi sorunların başında gelmektedir. Mesela tüm Afrika kıtası, potansiyel olarak bereketli ve zengin olmasına rağmen, susamış ve açtır!

İsa yine bize çifte meydan okuyor: "Bunları doyurmak için nereden ekmek alalım?" diye kendisine soruluyor. Satın almak": Bu, temel insani dayanışmanın ilk yoludur. Ardından öğrencilerinden biri, Simun Petrus'un kardeşi Andreas, O'na şöyle diyor: "Burada beş arpa ekmeği ve iki balığı olan bir çocuk var; ama bu kadar çok insan için bunlar nedir?" İsa cevap veriyor: "Halkı yere oturtun." Olayın nasıl bittiğini biliyoruz.

Bu anlatım, Papa Francis tarafından 2015 yılında Latin Amerika'ya yaptığı ziyaretinde güzel bir açıklamayla ele alındı. İyi Tanrı bizim her zaman sorunlarımızla yüzleşmemizi, her zaman işbirliğimizi ister. Bununla birlikte, imanı ortaya çıkarmak ve verimli sevgi yolunu göstermek için insan mantığını nasıl alt edeceğini ve üstesinden geleceğini de O bilir. Ekmek ve şarabın Allah’ın Oğlu'nun eti ve kanına dönüştüğü bir Komünyon Ayini’nden doğan gücü ve sonsuz gizli enerjileri, içinde bulunduğumuz teknoloji ve bilim çağında anlamak zordur.

Yine de biz Hristiyanlar, insanı Tanrı'ya ve insanı başka insana merhamet bağı, cömert fedakârlık ve gerçek tam erişilebilirlikle birleştiren erdemlerin tam olarak bu insani-ilahi sofra şölenine aktığını artık imanın kesinliği ile bilmeliyiz.

Bunlar büyük ölçüde, bencillik adı altında sefil bir şekilde kaybettiğimiz, kurtarılması gereken değerlerdir.